1998 yılında İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı’ndan mezun olduğumda, hayatımı kelimelerin ve çevirilerin titizliği üzerine kurmuştum. Uzun yıllar tercümanlık yapmış ve firmaların ihracat departmanlarında çalışmıştım.
2020 yılı, dünya büyük bir sessizliğe büründüğünde, benim için bir uyanış dönemi oldu. Bu arayışın içinde kendimi gümüşün büyüleyici dünyasında buldum. Önce devlet sanatçısı sevgili Süheyla Korkusuz ‘un rehberliğinde Kazaziye sanatının sabır isteyen düğümlerini çözdüm. Ardından Kapalıçarşı’nın o büyülü atmosferinde, Mahreç Sanat Evi’nde değerli Arda ve Partam ustalarımın tezgahında sadekarlık ve mıhlama sanatını öğrendim.
Bugün evimdeki atölyemde, gümüşün o soğuk ve sert yapısına ellerimle şekil verirken hissettiğim şey sadece bir üretim süreci değil; metalin hafızasında bir duygu, bir emek ve bir hikaye bırakmak.
Şimdi bu küçük atölyemde , her parçada kendi yolculuğumun bir izini bırakıyor ve bu heyecanı sizinle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
Handan Beşparmak